İran’da son dönemde artan toplumsal hareketlilik ve ABD ile yükselen gerilim, ülkede olası bir rejim değişikliği senaryosunu yeniden gündeme taşıdı. Tahran yönetiminin dış müdahalelere karşı misilleme açıklamaları yapması, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltirken, bu gelişmelerin Türkiye üzerindeki olası etkileri yakından takip ediliyor.
Türkiye, İran ile olan uzun kara sınırı ve enerji bağı nedeniyle bu sürecin sonuçlarını en doğrudan hissedebilecek ülkeler arasında yer alıyor.
Sınır Güvenliği ve Göç Riski
İran’da yaşanabilecek siyasi bir çözülme ya da ani bir rejim değişikliği, Türkiye açısından ilk olarak sınır güvenliği ve göç başlığını gündeme getirebilir. Uzmanlara göre, İran’da kontrolsüz bir geçiş süreci yaşanması halinde Türkiye’ye yönelik düzensiz göç hareketleri artabilir.
Halihazırda farklı ülkelerden milyonlarca göçmene ev sahipliği yapan Türkiye için İran kaynaklı yeni bir göç dalgası, hem sosyal hem de ekonomik açıdan ek bir baskı oluşturabilir. Bu nedenle Ankara’nın, sınır hattında güvenlik önlemlerini artırması ve olası senaryolara karşı hazırlık yapması bekleniyor.
Bölgesel Dengeler ve Güvenlik Boyutu
İran’ın Orta Doğu’daki siyasi ve askeri etkisinin zayıflaması, Suriye ve Irak gibi ülkelerde yeni güç boşlukları doğurabilir. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki askeri ve diplomatik pozisyonunu doğrudan etkileyebilir.
Bir yandan Türkiye için yeni diplomatik manevra alanları ortaya çıkarken, diğer yandan bölgesel istikrarsızlığın artması güvenlik risklerini de beraberinde getirebilir. Özellikle sınır ötesi tehditler ve terör unsurlarının hareket alanı kazanması ihtimali, Ankara’nın dikkatle izlediği başlıklar arasında yer alıyor.
Enerji Arzı ve Petrol–Doğal Gaz Fiyatları
İran, sahip olduğu büyük petrol ve doğal gaz rezervleriyle küresel enerji piyasalarında kritik bir aktör konumunda bulunuyor. Ülkede yaşanabilecek siyasi veya askeri bir kriz, enerji üretimi ve ihracatında aksamalara yol açabilir.
Bu tür bir senaryoda petrol ve doğal gaz fiyatlarında yükseliş yaşanması beklenirken, bu durum enerji ithalatçısı olan Türkiye için maliyet artışı anlamına geliyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, hem sanayi üretimini hem de tüketici fiyatlarını doğrudan etkileyebilir.
Türkiye Ekonomisine Olası Yansımalar
Enerji maliyetlerindeki olası artış, Türkiye ekonomisinde enflasyon ve cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi, üretim maliyetlerini artırırken, döviz kurlarında da dalgalanmalara neden olabilir.
Ayrıca bölgesel jeopolitik risklerin artması, yatırımcı algısını olumsuz etkileyerek piyasalarda belirsizliği artırabilir. Bu durum, kısa vadede finansal piyasalarda oynaklığın yükselmesine yol açabilir.
Enerji Politikaları ve Alternatif Arayışlar
İran ile mevcut doğal gaz anlaşmalarının geleceği de bu süreçte Türkiye açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Ankara, son yıllarda enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla kaynak çeşitlendirme adımlarını hızlandırmış durumda.
LNG yatırımları, alternatif tedarikçi ülkelerle yapılan anlaşmalar ve yerli enerji projeleri, İran kaynaklı olası risklere karşı Türkiye’nin elini güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Ancak İran’daki siyasi belirsizlik, bu stratejilerin önemini daha da artırıyor.
Diplomasi ve Dış Politika Dengesi
Türkiye, İran’daki gelişmelere yaklaşımında temkinli bir diplomasi izliyor. Ankara’nın önceliği, bölgesel istikrarın korunması ve çatışmaların tırmanmasının önlenmesi olarak öne çıkıyor.
Olası bir rejim değişikliği sürecinde Türkiye’nin hem komşuluk ilişkilerini korumaya hem de uluslararası dengeleri gözetmeye çalışacağı değerlendiriliyor. Sürecin barışçıl ve kontrollü ilerlemesi, Türkiye açısından en düşük riskli senaryo olarak görülüyor.
Belirsizlik Devam Ediyor
İran’daki siyasi tablo netleşmiş değil. Rejim değişikliğinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kadar, bu sürecin nasıl yaşanacağı da Türkiye, bölge ve küresel piyasalar açısından belirleyici olacak.
Uzmanlar, İran’daki gelişmelerin Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını vurgularken, Ankara’nın önümüzdeki dönemde güvenlik, ekonomi ve diplomasi alanlarında çok boyutlu bir denge politikası yürütmeye devam edeceğini ifade ediyor.


